<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Güncel Blog-Güncele çalışan platform</title>
	<atom:link href="http://www.guncele.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.guncele.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Jul 2010 16:46:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Nöropatik ağrı nedir?</title>
		<link>http://www.guncele.com/noropatik-agri-nedir/</link>
		<comments>http://www.guncele.com/noropatik-agri-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:46:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.guncele.com/?p=857</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.guncele.com/noropatik-agri-nedir/"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.guncele.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a> 
Ağrı, vücudumuzdaki işlev bozuklukları ya  da  olumsuz dışsal faktörlerden bizi haberdar eden, dokudaki bir hasar  veya  yaralanmada vücudumuzun verdiği doğal bir tepkidir. Akut ağrı  (aynı  zamanda kısa süreli ağrı olarak da bilinir) genellikle bir uyarı   sinyalidir, yaralar ve enfeksiyon durumunda dokuların korunmasında önem   taşır. Akut ağrı genellikle yaralanmalarla özdeşleştirilir ve  çoğunlukla  bir aydan kısa sürede iyileşmeyle birlikte kaybolur. Fakat  ağrı,  yaralanma onarıldıktan ya da iyileştikten uzun zaman sonra da  devam  ediyorsa, artık kronik ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<hr size="1" /><!-- / icon and title --> <!-- message --></p>
<div id="post_message_776071"><strong><span style="color: darkorange;">Ağrı, vücudumuzdaki işlev bozuklukları ya  da  olumsuz dışsal faktörlerden bizi haberdar eden, dokudaki bir hasar  veya  yaralanmada vücudumuzun verdiği doğal bir tepkidir. Akut ağrı  (aynı  zamanda kısa süreli ağrı olarak da bilinir) genellikle bir uyarı   sinyalidir, yaralar ve enfeksiyon durumunda dokuların korunmasında önem   taşır. Akut ağrı genellikle yaralanmalarla özdeşleştirilir ve  çoğunlukla  bir aydan kısa sürede iyileşmeyle birlikte kaybolur. Fakat  ağrı,  yaralanma onarıldıktan ya da iyileştikten uzun zaman sonra da  devam  ediyorsa, artık kronik ağrıdır ve katlanması zor olan başlıbaşına  bir  soruna dönüşebilir.</p>
<p>Nöropatik ağrı olarak isimlendirilen sinir ağrısı ise ya sinirlerin   zarar görmesinden ya da sinir sisteminin omurilik veya beyin gibi ağrı   sinyallerini ileten kısmının hasarlanmasından ya da işlev bozukluğundan   kaynaklanan bir tür kronik ağrıdır.Nöropatik ağrı farklı şekilde teşhis   ve tedavi edilmelidir.</span></strong></div>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplam 5314 kere okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.guncele.com/noropatik-agri-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İdeal Tansiyon Değerleri &#8211; Doğru Tansiyon Ölçümü</title>
		<link>http://www.guncele.com/ideal-tansiyon-degerleri-dogru-tansiyon-olcumu/</link>
		<comments>http://www.guncele.com/ideal-tansiyon-degerleri-dogru-tansiyon-olcumu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:45:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.guncele.com/?p=855</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.guncele.com/ideal-tansiyon-degerleri-dogru-tansiyon-olcumu/"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.guncele.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>İdeal Tansiyon Değerleri  Ne Olmalıdır?
Ender Saraç, yazısında ideal tansiyon değerlerini şöyle belirtmiş:
İdeal Tansiyon Değerleri
* Tansiyonda ideal değer 120-80’in civarlarıdır. 130-80’e kadar   normal kabul edilebilir.
* 130/139 veya küçük tansiyon 85-89 arası ise yüksek normal diye   kabul edilir.
* 140-90’un üzeri değerler yüksek tansiyon olarak değerlendirilir.
* Eğer büyük tansiyon 140-160, küçük tansiyon 90-100 arası ise siz   birinci evre hafif yüksek tansiyonlusunuz.
* Büyük 160-180, küçük tansiyon 100-110 arasıysa siz orta dereceli   yüksek tansiyon hastasısınız.
* Eğer yüksek tansiyonunuz 180’in üstü veya küçük tansiyonunuz   110’un ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: black;"><strong>İdeal Tansiyon Değerleri  Ne Olmalıdır?</p>
<p>Ender Saraç, yazısında ideal tansiyon değerlerini şöyle belirtmiş:</p>
<p>İdeal Tansiyon Değerleri</p>
<p>* Tansiyonda ideal değer 120-80’in civarlarıdır. 130-80’e kadar   normal kabul edilebilir.<br />
* 130/139 veya küçük tansiyon 85-89 arası ise yüksek normal diye   kabul edilir.<br />
* 140-90’un üzeri değerler yüksek tansiyon olarak değerlendirilir.<br />
* Eğer büyük tansiyon 140-160, küçük tansiyon 90-100 arası ise siz   birinci evre hafif yüksek tansiyonlusunuz.<br />
* Büyük 160-180, küçük tansiyon 100-110 arasıysa siz orta dereceli   yüksek tansiyon hastasısınız.<br />
* Eğer yüksek tansiyonunuz 180’in üstü veya küçük tansiyonunuz   110’un üstü ise o zaman da şiddetli yüksek tansiyon hastasısınız.</p>
<p>Ender Saraç tansiyonunuzun doğru ölçülmesi için şu tavsiyelerde   bulunuyor:</p>
<p>Doğru Tansiyon Ölçümü İçin  Tavsiyeler</p>
<p>1) Ölçümden yaklaşık 1 saat öncesine kadar yemek yemeyin, sigara içmeyin   veya egzersiz yapmayın.</p>
<p>2) Gün içerisinde aynı zamanlarda tansiyonunuzu ölçtürün. Öfkeli, kızgın   veya aşırı sinirli olmamaya çalışın.</p>
<p>3) Rahat bir şekilde oturun, aşırı gürültülü ortamlarda ölçüm   yaptırmayın.</p>
<p>4) Kolunuz kalp hizasında olsun.</p>
<p>5) Ölçüm sırasında hareket etmeyin.</p>
<p>6) Ölçümü aynı koldan yaptırın.</p>
<p>Yüksek  Tansiyon Nasıl Düşürülür</p>
<p>Yüksek  Tansiyon Nedenleri Nelerdir? Hipertansiyon Nedenleri</p>
<p>Yüksek tansiyonun nedenlerine Ender Saraç kısaca değinmiş. Ender Saraç,   yüksek tansiyonun sebebinin hala tam olarak bilinmediğini söylüyor. Şu   durumlarda yüksek tansiyona daha sık rastlanıyormuş: Böbrek   hastalıkları, obezite, şeker, hipertiroid, böbrek üstü tümörleri, bazı   kimyasal ilaçların (başta kortizon) kullanımı ve yoğun stres   durumlarında yüksek tansiyona daha sık görülmektedir.</p>
<p>Hipertansiyonun nedenlerini isterseniz daha geniş  açıklayalım. Yüksek  tansiyon nedenleri:</p>
<p>* Kalıtım: Ailenizde yüksek tansiyon  hastası var ise sizde de  hipertansiyon gelişme riski yüksektir, ama  mutlaka gelişeceği anlamına  gelmez. Dikkatli olmanızda fayda var.<br />
* Yaş: Yüksek tansiyonun ortaya çıkma yaşı  genellikle 35 ile 50  yaşları arasıdır. Ama daha genç yaşlarda da yüksek  tansiyon  gelişebilir.<br />
* Cinsiyet: Eski  bilgilere bakılırsa yüksek tansiyon 50 yaşından  küçük erkeklerde,  kadınlara göre daha sık görülmektir. 50 yaşın üstünde  ise kadınlarda  erkeklere göre sıklığı artar. Ama Ender Saraç kadınları  da uyarıyor:  Çünkü kadınların aktif yaşama geçmesi, kilo alması, doğum  kontrol hapı  kullanması, sigara ve içkiyi erkekler kadar tüketmesi  kadınları da  yüksek tansiyon konusunda riskli hale getirmiş.<br />
* Şeker hastalığı: Şeker hastalarında  yüksek tansiyonun ortaya  çıkma riski daha fazladır. Şeker hastalarında  hipertansiyonu kontrolü  çok daha önemlidir.<br />
* Diğer faktörler: şişmanlık, sigara, tuz, stres, hareketsiz  bir  yaşam, fazla alkol.</strong></span></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplam 221 kere okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.guncele.com/ideal-tansiyon-degerleri-dogru-tansiyon-olcumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İftardan Sonra Yürüyün</title>
		<link>http://www.guncele.com/iftardan-sonra-yuruyun/</link>
		<comments>http://www.guncele.com/iftardan-sonra-yuruyun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:45:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.guncele.com/?p=853</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.guncele.com/iftardan-sonra-yuruyun/"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.guncele.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Uzmanlar sindirimi kolaylaştırmanın etkili bir yolu olduğunu   belirtiyor.
Dahiliye Uzmanı Dr. Nihat Cihanyurdu, sigara, stres, yanlış kullanılan   ağrı kesici ve romatizma ilaçlarının ülser ve reflü hastalığını   tetiklediğini belirterek, &#8220;Mide ülseri ve reflü toplumda sık rastlanan   ve tedavisi çoğu zaman eksik yetersiz yapılan rahatsızlıklar   arasındadır&#8221; dedi.
İftardan sonra yapılacak hafif bir yürüyüşün gıdaların sindirimine   yararlı olacağını kaydeden Dr. Cihanyurdu &#8220;Mide ülserinin asıl nedeni   mikrobik olarak helicobacter pylori olup, rahatsızlığı alevlendiren   birçok unsur bulunmaktadır. Sigara, stres, yanlış kullanılan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzmanlar sindirimi kolaylaştırmanın etkili bir yolu olduğunu   belirtiyor.</p>
<p>Dahiliye Uzmanı Dr. Nihat Cihanyurdu, sigara, stres, yanlış kullanılan   ağrı kesici ve romatizma ilaçlarının ülser ve reflü hastalığını   tetiklediğini belirterek, &#8220;Mide ülseri ve reflü toplumda sık rastlanan   ve tedavisi çoğu zaman eksik yetersiz yapılan rahatsızlıklar   arasındadır&#8221; dedi.</p>
<p>İftardan sonra yapılacak hafif bir yürüyüşün gıdaların sindirimine   yararlı olacağını kaydeden Dr. Cihanyurdu &#8220;Mide ülserinin asıl nedeni   mikrobik olarak helicobacter pylori olup, rahatsızlığı alevlendiren   birçok unsur bulunmaktadır. Sigara, stres, yanlış kullanılan ağrı kesici   ve romatizma ilaçları ülser ve reflü hastalığını tetikler.</p>
<p>Açlıkta özellikle ramazan aylarında mide ülseri ve reflü ile yakından   bağlantılı olup, oruca başlamadan önce bu kişiler mutlaka doktora   görünmeli, gerekli tedavilerin yapılması durumunda birçok insan   rahatlıkla orucunu tutabilir.</p>
<p>Ancak tedaviye rağmen dirençli ve sık sık rahatsızlanan hastaların oruç   tutması durumunda şiddetli ağrı ve stres ülserine bağlı mide kanamaları   görülebilir&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Mide ülseri ve ve reflüsü olan hastalar iftar yemeklerini yavaş yavaş ve   hafif, zamana yayarak yemesi daha uygundur&#8221; diyen Cihanyurdu,   tavsiyelerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>Asitli ve yağlı gıdalardan uzak durmalı. Tatlı, ekşi ve tuzlulardan   dozunu kaçırmamalıdır. Ayrıca oruç tutan insanların yaklaşık 15 saatlik   bir açlık süresi olduğundan, sahura mutlaka kalkıp, hafif gıdalar  alması  uygundur. Aksi takdirde açlık süresi uzadıkça şikayetler genelde  artar.</p>
<p>İftardan sonra hafif yürüyüş gıdaların sindirimine faydası olur. Akşam   ve sahur yemeğinden sonra özellikle acı, ekşi, yağlı, turşu ve meyveler   reflü şikayetini artıracağından baş yüksek yatılmalı ve yemek sonrası   erkenden yatılmaması önerilir.</p>
<p>İftar ve sahurda sıvı, tuz ve vitamin dengesine dikkat edilmeli. Mide   rahatsızlığı olan insanların hekimi ile görüşüp, ilaçlarının dozlarının   ve zamanının yeniden ayarlanması uygun olacaktır.</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplam 132 kere okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.guncele.com/iftardan-sonra-yuruyun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uçuk &#8211; Uçuk Belirtileri</title>
		<link>http://www.guncele.com/ucuk-ucuk-belirtileri/</link>
		<comments>http://www.guncele.com/ucuk-ucuk-belirtileri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:44:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.guncele.com/?p=851</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.guncele.com/ucuk-ucuk-belirtileri/"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.guncele.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Uçuk ağız içinde  ve  dudaklarda su kabarcıklarına yol açan ve sık rastlanan, virüs yoluyla   bulaşan bir hastalıktır.
Oral herpes de denilen bu son derece bulaşıcı virüs, açık yaralardaki   sıvı ile doğrudan temas yoluyla yayılır. Enfeksiyon iyileştikten sonra   fiziksel ve duygusal stresler başka bir uçuğu tetikleyene kadar virüs   sinirlerde etkisiz şekilde kalır.
Nadir rastlanan durumlarda virüs parmağa sıçrar ve dolama denilen ağrılı   bir şişkinliğe neden olur. Genital herpese, çocuklarda sık  rastlanmayan  farklı bir virüs neden olur.
SEMPTOMLAR
İlk belirti diş etleri ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: black;"><strong><span style="font-family: Trebuchet MS;">Uçuk ağız içinde  ve  dudaklarda su kabarcıklarına yol açan ve sık rastlanan, virüs yoluyla   bulaşan bir hastalıktır.<br />
Oral herpes de denilen bu son derece bulaşıcı virüs, açık yaralardaki   sıvı ile doğrudan temas yoluyla yayılır. Enfeksiyon iyileştikten sonra   fiziksel ve duygusal stresler başka bir uçuğu tetikleyene kadar virüs   sinirlerde etkisiz şekilde kalır.</p>
<p>Nadir rastlanan durumlarda virüs parmağa sıçrar ve dolama denilen ağrılı   bir şişkinliğe neden olur. Genital herpese, çocuklarda sık  rastlanmayan  farklı bir virüs neden olur.</p>
<p>SEMPTOMLAR</p>
<p>İlk belirti diş etleri ile ağız içindeki ve çevresindeki diğer dokuların   şişmesi ile ağrıdır. Tükürük salgılanmasında da bir artış görülebilir.   Dudaklarda etkilenen bölge acılı olmadan Önce kaşınabilir ve   karıncalanabilir. Birkaç gün sonra ağzın içinde ya da dudaklarda küçük   su kabarcıkları görülebilir, bunlar daha sonra patlar, içindeki sıvıyı   akıtır ve 3-4 gün içerisinde iyileşir.</p>
<p>Virüsün bulaşmasını engellemek için virüsün etkin olduğu aşamada   çocuğunuzun diğer çocuklar ile doğrudan temas içinde olmaması gerekir.   Diğer belirtiler arasında salgı bezlerinin şişmesi, asabiyet, baş ağrısı   ve ateş sayılabilir. İlk defa görüldüğünde çok ağrılıdır, sonraki   uçuklar daha az ağrılı geçer.Çocuk parmağını ağzındaki yaralara   sürdüğünde dolama olabilir. Dolama, parmak uçlarında kırmızı, şiş ve   oldukça ağrılı apselere neden olur.</p>
<p>TEDAVİ  SEÇENEKLERİ<br />
Doktora uçuk belirtilerini anlatın. Doktor genelde bu belirtileri   dinleyerek ve görsel bir muayene ile teşhis koyabilir. Tedavi,   hastalığın beraberinde getirdiği rahatsızlığı azaltmaya yöneliktir ve   bolca sıvı almayı, asitli yiyecek ve içeceklerden kaçınmayı, ağrı için   asetaminofen almayı ve bazen de ağızdaki acıyı geçirmek için özel bir   gargara kullanmayı içerir. Çocuğunuzun bol bol dinlenip uyumasına özen   gösterin.</p>
<p>Bazı çocuklar antiviral ilaçlarla tedavi edilir; ancak bu belirtiler   genelde birkaç gün sonra kendiliğinden geçer. Uçuk’un belirli bir   tedavisi ve ileride nüksetmesini önlemenin bir yolu yoktur. Uçuk genelde   stresli zamanlarda, çocuk güneşe çıktıktan sonra ya da çok fazla   yorulduğunda görülür.</span></strong></span></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplam 145 kere okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.guncele.com/ucuk-ucuk-belirtileri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mediasten Anatomisi</title>
		<link>http://www.guncele.com/mediasten-anatomisi/</link>
		<comments>http://www.guncele.com/mediasten-anatomisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:44:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.guncele.com/?p=849</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.guncele.com/mediasten-anatomisi/"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.guncele.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Mediasten veya mediastinum göğüs kafesinde yer alan, akciğerlerin    arkasında kalan bölüm. Toraksın üstünden, diyaframa  kadar uzanır.  Kalp,  kalbin büyük damarları, özafagus,  trakea,  frenik sinir, kardiak sinir, timus ve mediasten lenf  nodlarını  ihtiva eder. 3 bölüme ayrılır.
 *  Ön mediasten: Perikardın önü,  sternumun arkasında yer alır.
 * Orta mediasten: Ön ve arka  mediasten  arasında kalan kısım
 * Arka mediasten: Perikardın arka  kenarları, büyük damarlar ve vertebra korpusları  arasında kalan  kısımdır.
Mediasten plevral  kaviteler arasındaki ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="post_message_776075"><strong>Mediasten veya mediastinum göğüs kafesinde yer alan, akciğerlerin    arkasında kalan bölüm. Toraksın üstünden, diyaframa  kadar uzanır.  Kalp,  kalbin büyük damarları<span style="color: deepskyblue;">, özafagus,  trakea,  frenik sinir, kardiak sinir, timus</span> ve mediasten lenf  nodlarını  ihtiva eder. 3 bölüme ayrılır.</p>
<p><span style="color: deepskyblue;"> *  Ön mediasten: </span>Perikardın önü,  sternumun arkasında yer alır.<br />
<span style="color: deepskyblue;"> * Orta mediasten:</span> Ön ve arka  mediasten  arasında kalan kısım<br />
<span style="color: deepskyblue;"> * Arka mediasten: </span>Perikardın arka  kenarları, büyük damarlar ve vertebra korpusları  arasında kalan  kısımdır.</strong></p>
<p><strong>Mediasten plevral  kaviteler arasındaki bölgedir. Mediasten önde  suprastemal çentikten  ksifaid çıkıntıya kadar ve arkada birinciden  onbirinci torokal  vertebraya kadar uzanır; üstte boynun fasial  düzlemleriyle direk  ilişkilidir; altta retroperitoneal fasial düzlemle  ilişkili  diyafragmatik açıklıklara rağmen diyafragma ile sonlanır.</p>
<p><span style="color: deepskyblue;">Burkell’in sınıflandırmasına göre :</span></p>
<p>Anterior mediastende, timus bezi, lenfnodları, ascenden ve transvers   aorta, büyük damarlar ve areolar doku bulunur.</p>
<p><span style="color: deepskyblue;">Orta mediastende; </span>Kalp, perikard,  trakea,  akciğer hilusları, frenik sinirler, lenf nodları ve areolar  doku  bulunur.</p>
<p>Posterior mediastende; sempatik zincirler, nervus vagus özefagus,   torasik kanal, lenf nodları ve çıkan aorta bulunur.</p>
<p>Mediastende bir çok konjenital anomali olabilir. Sağ ve sol hemitoraksla   ilişkili anterior mediastinal plevradaki bir defekt insanda nadirdir.   Anterior Mediastenin retro sternal kısmı normalde incedir, ve bir taraf   plevral boşluğa doğru genişlemesiyle mediastinal herniasyona veya   mediastinal plevranın karşı tarafa doğru kaymasına sebep olabilir.   Mediastenin yerinden kaymasına kitle veya buraya biriken hava, sıvı,   kan, lenf sıvısı., v.b durumlar sebep olurlar ve vital fonksiyonları   bozabilirler. Trakeal bası, vena kava tıkanması ve özefagus   obstrüksiyonu gibi semptomlar ortaya çıkabilir. Mediastinal shifte sebep   olan bir hemi toraksta patolojik proçes olduğunda mediasten laterale   doğru yer değiştirir. Fibrosis ve geçirilmiş bir pnemonektomi mediasteni   aynı tarafa doğru çekebilir. Açık pnömotorax ve masif hemotoraxda   mediasten etkilenen taraftan öteye doğru yer değiştirebilir. Açık   pnömotorax solunumla birlikte değişen paradoksal mediastinal sift   meydana getirir ve efektif ventilasyon yapılamaz. Akut mediastinal yer   değiştirmelerde, hipoksi veya venöz dolgunluk gelişebilir ve düşük   kardiak output, taşikardi, aritmi, hipotansiyon veya kardiak arrest’e   sebep olur.</strong></div>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplam 152 kere okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.guncele.com/mediasten-anatomisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinüzit ve Alerjik Şikayetlerde Tuzlu Su Faydalı</title>
		<link>http://www.guncele.com/sinuzit-ve-alerjik-sikayetlerde-tuzlu-su-faydali/</link>
		<comments>http://www.guncele.com/sinuzit-ve-alerjik-sikayetlerde-tuzlu-su-faydali/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:43:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.guncele.com/?p=847</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.guncele.com/sinuzit-ve-alerjik-sikayetlerde-tuzlu-su-faydali/"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.guncele.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Dünya genelinde polen alerjisi sorunu yaşayanların sayısının  artması  ve klasik tıbbi yaklaşımlarla her zaman önemli derecede başarı   sağlanamaması insanları farklı arayışlara sürüklüyor. Bunlardan   bazılarının son derece etkin olduğu ciddi bilimsel araştırmalarla da   destekleniyor.
Bu yöntemlerden birisi de nasal irrigasyon adı verilen burna hafif tuzlu   su verme işlemi. Alerji veya soğuk algınlığı durumlarında kullanılan   serum fizyolojik spreylerinden farklı olarak nasal irrigasyonda demlik   benzeri bir aparatla hastalar burunlarına az tuzlu su uyguluyorlar ve   herhangi bir işlem yapmadan ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya genelinde polen alerjisi sorunu yaşayanların sayısının  artması  ve klasik tıbbi yaklaşımlarla her zaman önemli derecede başarı   sağlanamaması insanları farklı arayışlara sürüklüyor. Bunlardan   bazılarının son derece etkin olduğu ciddi bilimsel araştırmalarla da   destekleniyor.</p>
<p>Bu yöntemlerden birisi de nasal irrigasyon adı verilen burna hafif tuzlu   su verme işlemi. Alerji veya soğuk algınlığı durumlarında kullanılan   serum fizyolojik spreylerinden farklı olarak nasal irrigasyonda demlik   benzeri bir aparatla hastalar burunlarına az tuzlu su uyguluyorlar ve   herhangi bir işlem yapmadan bunun dışarı akmasına müsaade ediyorlar.   Bunun için özel bir aparat da geliştirilmiş: neti pot. Demlik benzeri bu   aletin içerisine konan tuzlu su doğrudan burna uygulanabiliyor.</p>
<p>Bu cihazın kullanımı spreyler kadar konforlu değil ancak bu yöntemin   elde ettiği başarının bilimsel araştırmalarla ortaya konması yöntemin   değerini arttırıyor. Nasal irrigasyon yöntemi, yapılan çalışmaların   tamamında alerji ve burunla ilgili problemlerde son derece etkili   bulunmuş.</p>
<p>Yöntemin en önemli avantajlarından birisi kuruluğa ve sprey veya ilaç   uygulanması sonrasında gelişen burun mukozası şişliğine bağlı   tıkanıklığa (rebound congestion) neden olmaması.</p>
<p>2008 yılında yapılan bir araştırmada ciddi derecede alerjik şikayetleri   olan bir grup çocuğa düzenli olarak nasal irrigasyon tedavisi  uygulanmış  ve çocukların alerjik şikayetlerinin hafiflediği ve  steroidli burun  spreyi kullanımlarının ileri derecede azaldığı tespit  edilmiş.</p>
<p>Michigan Üniversitesi nde 2007 yılında yapılan bir araştırmada kronik   burun ve sinüzit sorunu olan 121 yetişkin incelenmiş. İki aylık uygulama   sonucunda, nasal irrigasyon uygulanmasının sprey kullanımından daha   etkili bir şekilde hastaları tedavi ettiği ispatlanmış.</p>
<p>2007 yılında Cochrane veritabanında yer alan araştırmaların incelendiği   bir araştırmada hafif tuzlu su ile nasal irrigasyon uygulanmasının son   derece etkili ve ucuz bir yardımcı tedavi yöntemi olduğu belirtilmiş.</p>
<p>Sonuç olarak bilimsel araştırmalar burna az tuzlu şu çekmenin sinüzit,   soğuk algınlığı ve alerjiye bağlı burun şikayetlerini tedavide etkili   olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Burna çekilecek suyu nasıl hazırlayalım?</p>
<p>Burna çekilecek suyun hazırlanması için çeşitli yöntemler bulunmakla   birlikte güvenle kullanılabilecek bir solüsyon şu şekilde   hazırlanabilir:</p>
<p>- 250 ml temiz suyun içerisine (kaynatılıp soğutulmuş olabilir), 2 çay   kaşığı katkısız yemek tuzu ve 1 çay kaşığı yemek sodası (kabartma tozu  <acronym title="vBulletin">vb</acronym> gibi amaçlar için karbonat diye satılan  aslında doğrusu bikarbonat  olan beyaz bir madde) katarak iyice  karıştırınız. Eğer bu karışım  burnunuzu çok yakarsa tuz miktarını 1,5  çay kaşığına indiriniz. Bu  karışım 1 hafta süresince oda sıcaklığında  ağzı kapalı bir şekilde  saklanabilir.</p>
<p>- Bu karşımdan şikayetleriniz devam ettiği sürece hergün 2-3 kez   burnunuza çekip kendiliğinden akmasını bekleyiniz.</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplam 83 kere okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.guncele.com/sinuzit-ve-alerjik-sikayetlerde-tuzlu-su-faydali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vejetaryenler Kulübü</title>
		<link>http://www.guncele.com/vejetaryenler-kulubu/</link>
		<comments>http://www.guncele.com/vejetaryenler-kulubu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:43:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.guncele.com/?p=845</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.guncele.com/vejetaryenler-kulubu/"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.guncele.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Vejetaryen Kulübü Platformu kuruldu&#8230;
Üye sayısının ikibini geçtiği platform, aynı zamanda International   Vegetarian Union (IVU), Europan Vegetarian Union (EVU) tam üyesi ve   Türkiye temsilcisi. Platformun kurucularından Ebru Arıman şunları   söylüyor: &#8220;Dünyadaki gelişmeleri yakından takip edebiliyor, ihtiyacımız   olan bilgi ve habere de bağlı bulunduğumuz bu birliklerin –bizimde  aktif  olarak yer aldığımız- elektronik haber alt yapısı sayesinde tüm   dünyayla aynı anda online ulaşabiliyoruz. Bununla birlikte elbette ki   ilk kez ülkemizde 1 Ekim Dünya Vejetaryenler Günü organizasyonunu   düzenleyecek ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vejetaryen Kulübü Platformu kuruldu&#8230;</p>
<p>Üye sayısının ikibini geçtiği platform, aynı zamanda International   Vegetarian Union (IVU), Europan Vegetarian Union (EVU) tam üyesi ve   Türkiye temsilcisi. Platformun kurucularından Ebru Arıman şunları   söylüyor: &#8220;Dünyadaki gelişmeleri yakından takip edebiliyor, ihtiyacımız   olan bilgi ve habere de bağlı bulunduğumuz bu birliklerin –bizimde  aktif  olarak yer aldığımız- elektronik haber alt yapısı sayesinde tüm   dünyayla aynı anda online ulaşabiliyoruz. Bununla birlikte elbette ki   ilk kez ülkemizde 1 Ekim Dünya Vejetaryenler Günü organizasyonunu   düzenleyecek olmanın heyecanını yaşıyoruz. &#8221; Arıman vejetaryenlikli   ilgili ise şunları söylüyor:</p>
<p>&#8220;Tercih değil, bir yaşam biçimiydi. Bir sonla başlamıştı… Rutini aşmak   değil, belki daha insanca yaşamaktı. Yalnızca kendi gözümle bakmamayı   bilmekti. Tercih değil, reddedişti vejetaryenlik…</p>
<p>Yıllar önce başlayan bu reddediş, ülkemiz gibi “et-egemen” bir toplumda   kolay yaşanmıyordu elbet.  Etsiz sofrada misafir ağırlamanın ayıp  olduğu  bir toplumdan geliyorduk biz. Bayramlarımız et kokardı,  etlerimiz  bayram… Göçebe bir hayatın mirasıydı bütün bunlar. Çok farklı  sebeplere  dayandırılarak açıklanan vejetaryenliğin, sağlık dışında  kalan kısmının  bir felsefe olduğunu düşünmekteydim. Çevreye, diğer  canlıların yaşam  hakkına duyulan saygı… Çatalının ucunda biten  hayvanseverlik değil…  Sağlığı ilgilendiren kısmı ise bambaşka bir  boyutu idi vejetaryenliğin,   bir diyetle açıklanabilirdi ancak. Sebebi  ne olursa olsun dengeli  yürütüldüğü takdirde sağlıktı vejetaryenlik.  Çeşitli ve zengin… Tercih  değil reddedişti vejetaryenlik. Yol dardı,  mesafe uzun. Bu benim  hikayemdi…</p>
<p>Yıllardır devam eden vejetaryenlik hikayemde onlarca değil yüzlerce öykü   biriktirdim, traji-komik birçoğu. Ve artık bir araya gelelim istedim,   paylaşalım. Bunun için kurduğumuz internet sitesi de kökeni yıllar   öncesine dayanan bir yaşam biçimini, bir felsefeyi  özüne inerek her   yönüyle değerlendirmeyi, belgelere dayandırarak açıklamayı, bu konudaki   yanılgıları ortadan kaldırmayı ve en önemlisi aynı yaşam biçimini   benimseyen bu insanları ortak bir platformda buluşturarak paylaşmayı   esas aldı. Vejetaryenlere özel Türkiye’nin en kapsamlı ve tek paylaşım   platformu burası.</p>
<p>Vejetaryenlik, henüz ülkemizde tam yerleşmemiş bir kavram. Buna bağlı   yaşanan kaynak yetersizliğiyle, sitenin içeriği yabancı kaynaklardan   titizlikle derlendi. Vejetaryen kültürün ülkemizde de yerini bulması ve   temel kaynakların artırılması konusunda hepimizin bireysel desteği   gerekiyor.</p>
<p>Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var…&#8221;</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplam 75 kere okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.guncele.com/vejetaryenler-kulubu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aids Aşısı</title>
		<link>http://www.guncele.com/aids-asisi/</link>
		<comments>http://www.guncele.com/aids-asisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:43:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.guncele.com/?p=843</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.guncele.com/aids-asisi/"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.guncele.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>
HIV enfeksiyonu olan  çocuklar acaba  immünizasyona nasıl yanıt verir? Bu çocukların  bağışıklık yanıtı  yetersiz midir, bunlardaki istenmeyen reaksiyonlar  daha fazla mıdır ya  da HIV etkisiyle hızla immünsüpresyon gelişmiş  midir?
 HIV bakımından seropozitif olan çocuklarda  BCG dışında kalan diğer  aşıların; ister asemptomatik, isterse klinik  vakalar olsunlar yan etki  insidansını artırdığı görülmemiştir. Buna  karşılık canlı ve inaktive  aşılara karşı alınan bağışık yanıt,  kesinlikle zayıftır7.
 Canlı aşılar gerçi bağışıklık sorunları olan  hastalarda kontrendikedir  ama DSÖ5, kızamık ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="post_message_776226">
<div><strong><span style="color: royalblue;">HIV enfeksiyonu olan  çocuklar acaba  immünizasyona nasıl yanıt verir? Bu çocukların  bağışıklık yanıtı  yetersiz midir, bunlardaki istenmeyen reaksiyonlar  daha fazla mıdır ya  da HIV etkisiyle hızla immünsüpresyon gelişmiş  midir?</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: royalblue;"> HIV bakımından seropozitif olan çocuklarda  BCG dışında kalan diğer  aşıların; ister asemptomatik, isterse klinik  vakalar olsunlar yan etki  insidansını artırdığı görülmemiştir. Buna  karşılık canlı ve inaktive  aşılara karşı alınan bağışık yanıt,  kesinlikle zayıftır7.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: royalblue;"> Canlı aşılar gerçi bağışıklık sorunları olan  hastalarda kontrendikedir  ama DSÖ5, kızamık ve poliomiyelit  tehlikesinin yüksek olduğu bölgelerde  bu aşıların kullanılmasını  önermektedir; aşıların sağlayacağı avantaj,  HIV enfeksiyonu olan  kimselerde hastalığın yaratabilecekleri olumsuz  etkilerden çok daha  fazladır. Ancak bu kimselerde inaktive poliomiyelit  aşısı, açıkça  tercih edilmelidir; böylece oral aşıya eşlik edebilen  paralitik  poliomiyelit tehlikesi, azaltılmış olur.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: royalblue;"> Yine DSÖ önerilerine göre, aktif enfeksiyonu  olan seropozitif çocuklara  BCG aşısı yapılmamalıdır. Subklinik  enfeksiyonu olanlarda ise BCG,  tüberküloz tehlikesi yüksek olduğu  takdirde herhangi bir yaşta  yapılabilir</span></strong><br />
<strong><span style="color: royalblue;"> ABD&#8217;deki AÇIP, seropozitif vakalardaki BCG,  oral polio, influenza ve  pnömokok aşılarıyla, klinik vakalarda BCG ve  polio aşılarının  yapılmasını önermemektedir.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: royalblue;"> Fransa&#8217;daki Conseil Superieur d&#8217;Hygiene2,  HlV-pozitif anneden doğan bir  bebekte aşı uygulanması konusunda, asıl  göz önüne alınması gereken  unsurun, çocuğun virüs karşısındaki durumu  olduğunu söylemektedir.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: royalblue;"> Eğer çocuk enfekte değilse, annedeki  antikorların uzaklaşmasından sonra  BCG dahil bütün aşılar, bilinen  bağışıklama programları uyarınca  yapılabilir. Buna karşılık semptom  veren veya seropozitif olan  çocuklarda yalnızca inaktive aşılar  kullanılabilir. BCG, kesinlikle  kontrendikedir; buna karşılık  bağışıklık sorunu olmayan, semptom  vermeyen, seropozitif çocuklarda  diğer canlı aşılar (kızamık,  kızamıkçık, kabakulak, oral polio)  uygulanabilir.</span></strong></div>
</div>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplam 79 kere okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.guncele.com/aids-asisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşılanma Ve Hemofili</title>
		<link>http://www.guncele.com/asilanma-ve-hemofili/</link>
		<comments>http://www.guncele.com/asilanma-ve-hemofili/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:42:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.guncele.com/?p=841</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.guncele.com/asilanma-ve-hemofili/"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.guncele.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>
Hemofili  vakalarındaki enfeksiyonlar,  yalnızca hastalığın ağır olması nedeniyle  değil, aynı- zamanda tedavinin  intramusküler enjeksiyon gerektirmesi ve  komplikasyon geliştiğinde  trakeotomi zorunluluğu nedeniyle de gerçek  bir tehlike oluşturur.
 Hemofili vakalarında kanama dışında başka  bir aşı kontrendikasyonu  yoktur. Aksine, bağışıklama özellikle  önerilmektedir.
 ALLANEAU4, aşı enjeksiyonlarının kolayca  baskı uygulanabilecek bir  bölgeye, örneğin kola yapılmasını  önermektedir; böylece aşırı kanamalar  önlenebilir.
 Zayıflatılmış canlı aşının (kızamık,  kızamıkçık, kabakulak)  yapılabilmesi için kan transfüzyonundan sonra en  az 6 hafta beklenmesi  önerilir.


Bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="post_message_776227">
<div><strong><span style="color: royalblue;">Hemofili  vakalarındaki enfeksiyonlar,  yalnızca hastalığın ağır olması nedeniyle  değil, aynı- zamanda tedavinin  intramusküler enjeksiyon gerektirmesi ve  komplikasyon geliştiğinde  trakeotomi zorunluluğu nedeniyle de gerçek  bir tehlike oluşturur.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: royalblue;"> Hemofili vakalarında kanama dışında başka  bir aşı kontrendikasyonu  yoktur. Aksine, bağışıklama özellikle  önerilmektedir.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: royalblue;"> ALLANEAU4, aşı enjeksiyonlarının kolayca  baskı uygulanabilecek bir  bölgeye, örneğin kola yapılmasını  önermektedir; böylece aşırı kanamalar  önlenebilir.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: royalblue;"> Zayıflatılmış canlı aşının (kızamık,  kızamıkçık, kabakulak)  yapılabilmesi için kan transfüzyonundan sonra en  az 6 hafta beklenmesi  önerilir.</span></strong></div>
</div>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplam 73 kere okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.guncele.com/asilanma-ve-hemofili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bel Fıtığı ve Siyatik</title>
		<link>http://www.guncele.com/bel-fitigi-ve-siyatik/</link>
		<comments>http://www.guncele.com/bel-fitigi-ve-siyatik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2010 16:42:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.guncele.com/?p=839</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.guncele.com/bel-fitigi-ve-siyatik/"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.guncele.com/wp-content/plugins/thumbnail-for-excerpts/tfe_no_thumb.png" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>
Bel fıtığı bel ağrılarının en sık  nedenlerinden biridir. 
 Diskler iki omur gövdesinin arasında kauçuk yumuşaklığında destek   dokulardır. Omurganın eğilme hareketleri disklerden olduğu gibi, her   disk bir amortisör gibi gelen darbeleri emer. Disk omurilik ve sinir   köklerinin hemen önünde yerleşmiştir. Bu yerleşim disk hastalıklarındaki   belirtilerin ana nedenidir.
 Aslında disk kauçuk kıvamında bir halka ve içinde jöle kıvamında   çekirdekten oluşur. Bel fıtığı halkanın kırılarak içindeki jöle   kıvamındaki maddenin omuriliğe ve/veya sinir köklerine baskı yapmasıdır.
 Bel Fıtığı Nedenleri

 Diskler ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="post_message_776228">
<div><strong>Bel fıtığı bel ağrılarının en sık  nedenlerinden biridir. </strong></p>
<p><strong> Diskler iki omur gövdesinin arasında kauçuk yumuşaklığında destek   dokulardır. Omurganın eğilme hareketleri disklerden olduğu gibi, her   disk bir amortisör gibi gelen darbeleri emer. Disk omurilik ve sinir   köklerinin hemen önünde yerleşmiştir. Bu yerleşim disk hastalıklarındaki   belirtilerin ana nedenidir.</strong></p>
<p><strong> Aslında disk kauçuk kıvamında bir halka ve içinde jöle kıvamında   çekirdekten oluşur. Bel fıtığı halkanın kırılarak içindeki jöle   kıvamındaki maddenin omuriliğe ve/veya sinir köklerine baskı yapmasıdır.</strong></p>
<p><strong> <strong>Bel Fıtığı Nedenleri</strong></p>
<p></strong><br />
<strong> Diskler yüksek oranda su içerir. İnsanlar yaşlandıkça su içeriği  azalır  ve disk daha sert bir hal alır ve yüksekliği azalır.Daha sert  diskler  fıtıklaşmaya daha eğilimli olur.</strong><br />
<strong> Aşınma ve yırtık</strong><br />
<strong> Aşırı ağırlık diskin ortasındaki jöle kıvamlı çekirdeği sıkıştırarak   halkayı kırarak dışarı çıkmaya zorlar.</strong><br />
<strong> Kötü duruş-oturuş pozisyonu</strong><br />
<strong> Hatalı yük kaldırma</strong><br />
<strong> Ani basınç</strong><br />
<strong> Bu durumda halka kırılarak içindeki jöle kıvamındaki maddenin  omuriliğe  ve/veya sinir köklerine baskı yapar. Bazen bu madde koparak  omurilik  kanalına dolabilir. Bu durum sinir köklerini zedeleyerek  felçlere idrar  tutamama gibi yakınmalara neden olur.</strong></p>
<p><strong> Belirtiler</strong></p>
<p><strong> Her beş kişiden 4&#8242;ü hayatının bir döneminde bel ağrısı çekmektedir.   Yalnız ağrı bel fıtığı demek için yeterli değildir. Yine de ani  başlayan  ağrılarda doktora başvurmakta geç kalınmamalıdır.</strong></p>
<p><strong> Bel fıtığının en tipik belirtisi siyatik ağrısıdır. Siyatik ağrısı  kalça  ortasından başlayan bacağa yayılan, aniden gelen, keskin şiddetli  bir  ağrıdır. Bu bel fıtığının sinirlere yaptığı bası nedeniyle olur.</strong><br />
<strong> Siyatik ağrısı hapşırma, öksürme fazla oturma ile artar.</strong></p>
<p><strong> <strong>Bel Fıtığında Diğer Bulgular</strong></p>
<p></strong><br />
<strong> Bir bacakta kuvvetsizlik, bazı hareketlerde felç</strong><br />
<strong> Karıncalanma, batma, uyuşukluk</strong><br />
<strong> İdrar tutamama, altına kaçırma (Bu bulgu her iki bacakta  kuvvetsizlikle  birlikte olursa çok ciddi bir durumla karşı karşıyasınız  demektir.)</strong><br />
<strong> Bel ortasında yanıcı ağrı.</strong></p>
<p><strong> <strong>Bel fıtığında tanı</strong></p>
<p></strong><br />
<strong> Tıbbi hikaye tanıda en önemli ipuçlarını sağlar. Genellikle, az veya  çok  bel ağrısını takiben bacağa vuran ağrı hikayesi vardır. Genellikle  ağır  kaldırma gibi bir olay sonrası ilk bulgular hissedilirse de, uzun  süren  sabahları kalktığında bel ağrısı ve sertliği ardından belirgin  bir  zorlama olmaksızın ani başlayan vakalar da az değildir. Bu konuda  net  veriler olmamakla birlikte disk hastalıklarında ailevi bir eğilim   genellikle saptanabilir.</strong></p>
<p><strong> Fizik muayene genellikle tanıyı sağlar. Muayene ile hangi sinir  kökünün  sıkıştığı, bu sıkışmanın ciddiyeti rahatlıkla saptanabilir.  Tedavi  yönteminin seçiminde muayene bulguları esastır.</strong></p>
<p><strong> Basit bir radyolojik inceleme ile omurga mekaniğini etkileyen,  belağrısı  ile karakterize doğumsal omurga hastalıkları (% 5-10 a varan  oranlarda  görülebilir), kireçlenmeler, omurga kaymaları, bazı tümörler   tanınabilir.</strong></p>
<p><strong> MR ve EMG gibi tetkikler tedaviye yanıt vermeyen, sık nüks eden,  muayene  bulguları ile cerrahi karar verilen vakalarda ayırıcı tanı ve  operasyon  stratejisi açısından gerekebilir.</strong></p>
<p><strong> <strong>Bel Fıtığında  Tedavi Seçenekleri</strong></p>
<p></strong><br />
<strong> Ani başlayan veya uzun süreli hafif yakınmaların üzerine başlayan   şiddetli bulgularda yatak istirahati, ağrı kesiciler, kas gevşeticiler   genellikle işe yararlar. Bu durumlarda doktor kontrolünde kortikosteroid   kullanımı hızlı ve etkili bir iyileşme sağlayabilir. Sadece ağrı ile   karakterize olgularda bele buz uygulaması, tutulma-kasılma ile   karakterize olgularda sıcak uygulaması işe yarar. Bu durumlarda   hastaların yavaş hareket etmeleri, ani hareketlerden kaçınmaları, uzun   yürüyüş ve uzun süreli oturmaktan kaçınmaları önerilir. Bu devrede fizik   tedavi çok yararlı değildir. Bu devrede sinir köklerine direkt   (epidural) kortikosteroid enjeksiyonu oldukça etkili bir tedavi   seçeneğidir.</strong></p>
<p><strong> Uzun süreli (kronik) ağrı durumlarında tedavide antidepresan  ilaçlar,  disk içine yapılan ilaç, ısı veren maddelerle diski küçültme  yöntemleri  etkilidir. Bu dönemde fizik tedavi oldukça etkilidir.</strong></p>
<p><strong> Cerrahi tedavi fıtık parçasının kanala düştüğü, fonksiyon kaybına  neden  olan sinir basılarında gereklidir. Uygun yapılmış cerrahi dışı   tedavilere yanıt vermeyen 3 ayı geçmiş ciddi bulgularda da cerrahi   tedavi düşünülebilir. Günümüzde microdiskektomi yöntemi uygulanmaktadır.</strong></p>
<p><strong> Bel fıtıklarında tedavi yöntemlerinden hangisi seçilirse seçilsin  temel 4  koşul yerine getirilmelidir.</strong></p>
<p><strong> Hastalar mutlaka ideal kilolarında olmalıdır.</strong><br />
<strong> Karın ve bel adelerini geliştirici ekzersiz programlarına veya spor   aktivitelerine hemen başlanmalıdır.</strong></p>
<p><strong> Ağırlık kaldırırken, otururken, çalışırken, araç kullanırken beli   korumak. </strong><br />
<strong> Yatak tam ortopedik olmalıdır. Hastaların sırtüstü dizlerinin  altında  bir yastık ile dizleri hafif kıvrık pozisyonda veya yan  yatarken dizler  hafifçe karına çekilmiş pozisyonda yatmalıdırlar.</strong></p>
<p><strong> Acil durumlar</strong></p>
<p><strong> Nadir vakalarda fıtık omurilik ve sinir köklerine aşırı baskı  yaparak  idrar ve gayita kaçırma, belli bölgelerde felçlere neden  olabilir. Bu  sırada bacak, kasık ve genital bölgede uyuşukluk ve  karıncalanmalar  olur. Bu durum acil cerrahi müdahale gerektirir.</strong></p>
<p><strong> <strong>Siyatik ağrısı ile karışan hastalıklar</strong></p>
<p></strong><br />
<strong> Belden kalça, bacak ve kasığa vuran ağrıların yaklaşık %90 ını  siyatik  ağrıları oluşturur. Bunun dışında leğen kemiği içindeki ve  omurgadaki  bazı hastalıklar bu ağrıyı taklit edebilir.</strong></div>
</div>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı toplam 87 kere okunmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.guncele.com/bel-fitigi-ve-siyatik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
