2010 Temmuz 05 | Güncel Blog-Güncele çalışan platform 2010 Temmuz 05 | Güncel Blog-Güncele çalışan platform
Anasayfa » Arşiv

5 Temmuz 2010 Tarihindeki Yazılar

Genel »

[5 Tem 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

ABD’de yaşayan Matt McClellan, pizza yiyerek tam 12 kilo verdi. Bunu duyurmak için de 30 günlük bisiklet turuna çıktı.

McClellan, pizzanın diğer fast food yiyeceklerden daha sağlıklı olduğunu savunuyor. Pizzanın yanlış tüketildiğini belirten McClellan, “Pizza abur cubur değil. Amerikalılar genelde geceyarısı bir bütün büyük pizza ve yanında iki soda içip televizyon karşısında uyuyakalırlar. Bu şekilde pizza yenmez” diyor.
McClellan, her üç saatte bir dilim pizza yedi ve günde bir saat spor yaptı. Kısa sürede 12 kilo veren McClellan, kendi hikayesini duyurmak için de 30 günlük bisiklet turuna çıktı. Temmuz’da Florida’dan yola çıkan McClellan, turunu 4 Ağustos’ta New York Times Meydanı’nda tamamlayacak.

Bu yazı toplam 831 kere okunmuştur.

Sağlık »

[5 Tem 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

Yapılan bir araştırmaya göre, güneş kreminin kalitesi pahalı ya da ucuz oluşuna bağlı değil. Hatta ucuz krem daha iyi koruyor.

Okulların kapanmasıyla aileler çocuklarıyla birlikte tatil bölgelerine akın etmeye başladı. Aileler çocuklarını güneş ışınlarından korumak için en pahalı güneş kremlerini almayı tercih ediyor.

Ancak Alman kalite standardı kurumu Warentest, güneş kreminin kalitesinin pahalı ya da ucuz olmasıyla ilgisi olmadığını ortaya koydu. Hatta ucuz satılan güneş kremlerinin daha etkili olduğu ortaya çıktı.

Warentest’in 19 güneş kremi markası üzerine yaptığı araştırmada, 100 miligramının fiyatı 2 eurodan düşük olan güneş kremlerinin güneşten daha iyi koruduğu ortaya çıktı. 100 miligramın 21 euro olan en pahalı güneş kremi ise “ortalama” bir not aldı.

Kremi içeriğine bakarak seçin
Warentest aileleri güneş kremi alırken fiyatından çok içindeki suya ve güneşe karşı dayanıklı olup olmadığına dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Warentest ayrıca bir önceki yıldan kalan güneş kremlerinin de rahatlıkla kullanılabileceğini ve güneş kremlerinin bozulmasının pek söz konusu olmadığını belirtti.

Bu yazı toplam 59 kere okunmuştur.

Sağlık »

[5 Tem 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

Çin yağı: Her derde yağ çekiyor

Tamamlayıcı tıp denilen bitkisel tedavi metodları her geçen gün kabul görüp yaygınlık kazanıyor.

‘Menthae piperitae’ denilen bir ve alplerde yetişen bitkinin yağı birçok günlük derde çözümler sunuyor. Yağı çıkarılarak kullanılan bu bitkinin isminin Çin Yağı (China-Oel) olduğuna bakmayın, bu yağ Almanya’dan geliyor. Almanya’da çok popüler olan ve Federal Eczacılar Birliği tarafından yılın en doğal ilacı seçilen China-Oel’in, Almanya’da neredeyse her evde kullanıldığı söyleniyor.

Almanya’da 54 yıldır var

Almanya’da 54 yıldır kullanılan Çin Yağı, ülkemizde üç yıldan bu yana Pronovo şirketi tarafından pazarlanıyor. Bu ilginç yağın formülünü bilenler biliyor; bilmeyenler için özetleyelim: Hem Türkiye, hem de Almanya Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı bir ürün olan Çin Yağı, soluk sarı renkli, kuvvetli mentol kokulu, yakıcı ve serinletici özelikte bir sıvı. İçerisinde hiçbir kimyasal madde ve alkol bulunmayan yağ, isterseniz içtiğiniz su veya çaya karıştırılıyor, isterseniz masaj yöntemiyle vücuda sürülüyor. İçeriği çok güçlü olduğu için bir ya da iki damla, tedavi uygulayacağınız bölge için yeterli oluyor. Baş ağrısı ve migrende başarı sağlayan Çin Yağı’nın deva olmadığı bölge neredeyse yok. Diş ve diş eti rahatsızlıklarında, mide rahatsızlıklarında ve hazım sorunlarında, böcek sokmalarında, bebeklerin gaz problemlerinde, kas ağrılarında, bayılmalarda, öksürük ve ses boğukluğunda, ağız kokusunun giderilmesinde, yorgunlukta, nezle ve üst solunum yolları şikayetlerinde Çin Yağı çözümler sunuyor. Ürünün hiçbir yan etkisinin olmaması da güvenle kullanılması noktasında bir tercih sebebi oluyor.

Çin Yağı’nı Türkiye pazarına sokan Soner Doğan, bir baş ağrısı sonucu denediği üründen memnun kalınca firmayla görüşerek anlaşma imzalamış. Sosyoloji okumasına rağmen Farmakoloji eğitimi de alan Doğan, ürünü kullanmaya başlayanların vazgeçemediğini söylüyor. “Her yaş grubundan insanın kullandığı ilacı Cem Ceminay, Kenan Işık, Hakan Şükür, Ümit Karan, Beşiktaşlı Zafer gibi futbolcular yanında ses çatallaşmasını önlediği için devlet tiyatrosu sanatçıları da kullanıyor. Özellikle profesyonel futbolcular masaj yaparken Çin Yağı kullanıyor. Masaj salonlarında yağların içine katılabiliyor.” diyen Doğan, Türkiye’deki bir aylık satışlarını Berlin’de sadece bir eczanenin bir günde yaptığına dikkat çekiyor. Şu an ayda 5-10 bin şişe Çin Yağı satan şirket, bu cirosunu artırmayı hedefliyor. Türkiye’de en çok migrenli hastaların rağbet ettiği ürün, kullandığınız bölgede lokal anestezi uyguluyor. İnsanın topraktan yaratıldığı için topraktan gelen her şeyi kabul edeceğine dikkat çeken Soner Doğan, kimyasal maddeleri vücudun kabul etmeyeceğini kaydediyor.

Hem bebeklere hem büyüklere

Doğan, “Migren başladığı anda bu ürünü parmak uçlarına iki damla damlatarak alından başlayıp şakaklara masaj yapıp, biraz da enseye sürerseniz ağrınız biter. Bu ürün, 0 yaş grubundan itibaren bebeklerde kullanılabiliyor. Biberonun içine yarım damla damlatılarak bebeğin gazını çıkarıyor. Boyunda, kas ve eklem ağrıları ile romatizma ve bel ağrılarında etkili.” diyor ve Türkiye’de bu ürünü en çok Alman turistlere sattığını belirtiyor. Türkiye’de bütün eczanelerde satılan ve yüzde yüz doğal olan Çin Yağı’nı aktarlarda da bulmak mümkün. Ürünle ilgili her tür bilgiyi 0 800 211 02 59 No’lu ücretsiz danışma hattından alabilirsiniz. 25 ml’nin içinde 500 damla bulunuyor. Günde iki damla kullanılsa neredeyse bir yıllık ihtiyacınızı karşılıyor. Fiyatı 15 YTL. 10 ml’lik şişeler 10 YTL 50 kuruş, 5 ml’likler ise 6 YTL 50 kuruştan satılıyor.

Bu yazı toplam 52 kere okunmuştur.

Sağlık »

[5 Tem 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

GÜNDE 6 BARDAKTAN FAZLA ÇAY İÇİYORSANIZ!..


Kalp krizini önleyip zayıflatıyor… Yaklaşık 40 bin kişi üzerinde 13 yıldır devam eden çalışmanın sonuçları açıklandı.

Çayın, kalp krizi riskini azaltırken kilo vermeyi hızlandırdığı bildirildi. “Kuzey Amerika Çay Ticareti Sağlık Araştırmaları Birliği” ile Hollandalı araştırmacıların, Hollanda’da yaklaşık 40 bin kişi üzerinde 13 yıldır devam eden çalışmaları sonucunda, günde altı bardaktan fazla içilen çayın, kalp krizi riskini yüzde 20′ye kadar düşürdüğü belirtildi.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin bu konudaki haberinde, günde altı bardaktan fazla çay içen kişilerde kalp krizi riskinin aza indiğine dikkat çekti. Haberde, ayrıca, çayın kalp krizini önleyici etkilerine dikkat çekilirken, hızlı kilo vermede de işe yaradığına vurgu yapıldı.

Bu yazı toplam 55 kere okunmuştur.

Sağlık »

[5 Tem 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]
Affetmek ve sağlığa faydaları

Kuran’da tavsiye edilen güzel ahlak özelliklerinden biri de “affedici ve bağışlayıcı olmak”tır:

Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam’a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir. (Araf Suresi, 199)

Bir başka ayette Allah, “… affetsinler ve hoşgörsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Nur Suresi, 22) şeklinde buyurmaktadır.

Kuran ahlakından uzak yaşayan kimseler için affetmek son derece zordur. Çünkü yapılan bir hata karşısında hemen öfkeye kapılırlar. Ancak Allah müminlere affetmenin daha güzel bir davranış olduğunu bildirmiştir:

Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliği kurup-sağlarsa) artık onun ecri Allah’a aittir… (Şura Suresi, 40)

… Yine de affeder, hoş görür (kusurlarını yüzlerine vurmaz) ve bağışlarsanız, artık elbette Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Teğabün Suresi, 14)

Kuran’da “Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir.” (Şura Suresi, 43) ayetiyle de affetmenin üstün bir ahlak özelliği olduğu haber verilmektedir. Dolayısıyla müminler affedici, merhametli, hoşgörülü davrananlar ve Kuran’da bildirildiği gibi onlar, “öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir.” (Al-i İmran Suresi, 134)

Müminlerin affedicilik anlayışları, Kuran ahlakını yaşamayan kimselerinkinden çok farklıdır. Bazı kişiler, karşılarındaki kişiyi bağışladıklarını söyleseler de, bu kişilerin kalplerindeki kin ve kızgınlıktan kurtulmaları uzun sürer. Tavırları genellikle bu kızgınlığı yansıtacak şekildedir. Müminlerin affediciliği ise samimidir. Müminler insanın dünyada imtihan olan, hata yaparak öğrenen bir varlık olduğunu bildikleri için hoşgörülü ve şefkatlidirler. Ayrıca müminler, tamamen haklı oldukları ve karşı tarafın tümüyle haksız olduğu bir durumda bile hiç tereddütsüz affedebilirler. Affetme konusunda, hataları, büyük ya da küçük olarak ayırmazlar. Bir kimse hatayla büyük bir kayba sebep olabilir. Ancak meydana gelen her olayın Allah’ın kontrolünde ve bir kader dahilinde geliştiğini bilen müminler, bu tür bir olay karşısında tevekküllü davranır ve kişisel bir kızgınlık içine girmezler.

Yakın zamanda yapılan araştırmalarda Amerikalı bilim adamları, affetmesini bilen insanların hem ruhen hem de bedenen daha sağlıklı olduklarını belirlediler. Stanford Üniversitesi’nde görevli bilim adamı Frederic Luskin ve ekibi, San Francisco şehrinde oturan 259 kişi üzerinde araştırma yaptı. Denek olarak katılan kişileri 6 kez 1.5 saatlik oturumlara çağıran bu bilim adamları, yaptıkları sohbetlerde affetmeyi öğretmeyi amaçladılar.

Deneye katılan kişiler kendilerine zarar veren kimseleri affettikten sonra, daha az acı duyduklarını belirttiler. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, affetmeyi öğrenen kişiler sadece duygusal olarak değil fiziksel olarak da kendilerini daha iyi hissetmektedirler. Örneğin deney sonucunda stresten kaynaklanan sırt ağrısı, uykusuzluk ve mide ağrısı gibi ruhsal ve fiziksel belirtilerin de bu kişilerde önemli ölçüde azaldığı tespit edildi.

Stanford Üniversitesi’nde Rehberlik ve Sağlık Psikolojisi alanında doktorası olan Frederic Luskin, Forgive for Good (İyilik için Affedin) adlı kitabının tanıtımında affetme ile ilgili olarak “Sağlık ve Mutluluk için Kanıtlanmış Bir Reçete” ifadelerine yer vermiştir. Bu kitapta affetmenin kızgınlık, acı, depresyon ve stresi azaltarak, umut, sabır ve kendine güven gibi olumlu ruh hallerinin yaşanmasını sağladığı anlatılmaktadır. Dr. Luskin’e göre, uzun süreli kızgınlık yaşanması insanların fiziksel sağlığı üzerinde de gözlemlenebilir olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Dr. Luskin konu ile ilgili şunları ifade etmiştir:

Uzun süreli veya devam eden öfkenin zararı, vücut içindeki termostatı sıfırlamasıdır. Eğer düzenli olarak düşük seviyede öfkeye kendinizi alıştırırsanız, neyin normal olduğunu ayırt edemezsiniz. İnsanların alışkanlığa çevirebileceği bir tür adrenalin hücumuna yol açabilir. Vücudu yakar ve sağlıklı düşünmeyi zorlaştırır, bu da durumu daha kötü bir hale getirir. (Stanford Forgiveness Project’s Dr. Frederic Luskin studies why learning to forgive might be good for the body as well as the soul; Jennifer Desai, Almanac, 9 Haziran 1999.)

Ayrıca Dr. Luskin, vücut, öfke ve stres sırasında belirli enzimler salgıladığından, kolesterol ve tansiyonun yükseldiğini, bunların da vücudun uzun süreli maruz bırakılmaması gereken bir durum oluşturduğunu belirtmektedir. (Stanford Forgiveness Project’s Dr. Frederic Luskin studies why learning to forgive might be good for the body as well as the soul; Jennifer Desai, Almanac, 9 Haziran 1999.)

Healing Currents Magazine dergisinin Eylül-Ekim 1996 sayısında yayınlanan “Affetme” adlı makalede ise, bir kişiye ya da olaya karşı duyulan öfkenin kişilerde olumsuz duygulara yol açtığı, ruhsal dengelerini hatta fiziksel sağlıklarını bozduğu belirtilmektedir. (Frederic Luskin, “Forgiveness “, Healing Currents Magazine, Eylül-Ekim 1996 )Aynı makalede kişilerin öfkeden dolayı yaşadıkları olumsuzlukları zaman içinde fark ettikleri ve bozulan ilişkilerini düzeltmek, problemleri halletmek için affetmeye karar verdiklerinden de bahsedilmektedir. Yaşadıklarından sonra, değerli zamanlarını ve hayatlarını öfkeyle geçirmek istemedikleri, bu nedenle kendilerini ve başkalarını affetmeyi seçtikleri de belirtilmektedir. (Frederic Luskin, “Forgiveness “, Healing Currents Magazine, Eylül-Ekim 1996)

Öte yandan 1500 kişiyi kapsayan bir araştırmada, dinine bağlı kişilerde depresyon, stres ve akıl hastalıklarının daha az olduğu görülmüştür. Araştırmayı yürüten Dr. Herbert Benson, bu durumu dinlerin “affetme” duygusunu teşvik etmesine bağlamakta ve şunları ifade etmektedir:

Dinler, insanlara diğer kişileri affetmeyi öğütler. Bu yüzden dini inancı olanlar, sorunlarını içlerinde biriktirmez ve hayatla daha kolay başa çıkar. Bu da depresyon ve stres gibi rahatsızlıklarla daha az karşılaşmalarını sağlar. (“Hastalar için en iyi ilaç din mi?”, Vatan Gazetesi, 4 Kasım 2003; Dr. Herbert Benson, “God&Health”, Newsweek.)

Harvard Gazetesi’nde yayınlanan “Öfke Kalbinizin Düşmanıdır” adlı makalede yer alan bilgilere göre öfke, kalp sağlığı açısından son derece zararlıdır. Tıp alanında asistan profesör olan Ichiro Kawachi ve meslektaşları, bu gerçeği çeşitli test ve ölçümlerle bilimsel olarak kanıtlamışlardır. Yaptıkları çalışmalar sonucunda aksi huylu yaşlıların, daha sakin yaşıtlarından üç kat daha fazla kalp hastalıkları riskine sahip olduklarını tespit etmişlerdir. Kawachi’ye göre, “Yüksek seviyede kızgınlık ve nesneleri kırma ya da bir kişiye kavga sırasında zarar verme isteği bu riskleri artırmaktadır.” (William J. Cromie, “Anger is Hostile To Your Heart”, Harvard Gazette Archieves) Çünkü öfke sırasında stres hormonları artarak, kalp kaslarındaki hücrelerin daha fazla oksijen ihtiyacı duymasına ve kandaki trombositlerin yapışkanlığının artarak pıhtılaşmaya yol açmasına sebep olmaktadır. Bu da kalp sağlığını olumsuz etkilemektedir. (William J. Cromie, “Anger is Hostile To Your Heart”, Harvard Gazette Archieves) Ayrıca öfkelenme sırasında kalp atışları normalin üstünde bir seviyeye çıkar ve damarlarda kan basıncının yükselmesine, dolayısıyla kalp krizi riskinin artmasına sebep olur.

Araştırmacılara göre öfke ve düşmanlık, kanda enfeksiyonla bağlantılı proteinlerin üretimini de tetikleyebilmektedir. Psychosomatic Medicine (Psikosomatik Tıp) isimli dergide, aşırı öfkenin enfeksiyona yol açan proteinlerin üretimini artırdığı, bunun da atardamarların sertleşmesine, dolayısıyla damar tıkanıklığına ve kalp krizine neden olduğu belirtilmiştir. (Peter Lavelle, “Anger trigger to heart disease found?”, ABC Science Online, 5 Aðustos 2003) Kuzey Carolina Bölgesi’ndeki Duke Üniversitesi’nden Asistan Profesör Edward Suarez’e göre, interleukin 6 (IL-6) proteini çok kızgın ve morali bozuk kişilerde normal seviyeden daha yüksek oranda bulunmaktadır. Kandaki yüksek IL-6 seviyesi ise atardamarların duvarlarında yağ birikimine, bu da damar tıkanıklığına yol açmaktadır. (Peter Lavelle, “Anger trigger to heart disease found?”, ABC Science Online, 5 Aðustos 2003) Sonuç olarak Suarez’e göre kalp hastalıkları, sigara kullanımı, yüksek tansiyon, şişmanlık ve yüksek kolesterol gibi faktörlerin yanı sıra depresyon, öfke ve düşmanlık gibi psikolojik durumlarla da yakından bağlantılıdır.(Peter Lavelle, “Anger trigger to heart disease found?”, ABC Science Online, 5 Aðustos 2003)

The Times‘da yayınlanan “Öfke Kalp Krizi Riskini Artırır” adlı makalede, kolay öfkelenmenin kalp krizlerine kısa bir yol olduğu, strese öfkeyle tepki veren kişilerin, kalp hastalıklarına üç kat daha fazla, erken kalp krizine ise beş kat daha fazla yakalanma riski altında oldukları belirtilmektedir. (Mark Henderson, “Anger Raises Risk Of Heart Attack”, The Times, London, 24 Nisan 2002) Maryland, Baltimore’daki John Hopkins Üniversitesi’nden bilim adamlarının tespitlerine göre, çabuk sinirlenen kişiler, ailelerinde kalp hastalıkları geçmişi olmasa da risk altında bulunmaktadırlar. (Mark Henderson, “Anger Raises Risk Of Heart Attack”, The Times, London, 24 Nisan 2002)

Yapılan tüm araştırmalar göstermektedir ki öfkelenmek insanın en başta sağlığını ciddi şekilde bozan bir ruh halidir. Affetmek ise kişiye zor gelse de öfkenin getirdiği tüm olumsuzlukları ortadan kaldıran, kişinin hem fiziken hem ruhen sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olan güzel bir davranış şekli, üstün bir ahlak özelliğidir. Elbette ki affetmek, sağlıklı kalmaya vesile olan davranışlardan biridir ve herkesin yaşaması gereken olumlu bir özelliktir. Ancak affetmede asıl amaç -herşeyde olduğu gibi- Allah’ın rızasına uygun bir ahlakı yaşamak olmalıdır. Faydaları bilimsel olarak günümüzde tespit edilen bu ahlak özelliğinin Kuran’da pek çok ayetle bildirilmesi, Kuran’daki hikmetlerden sadece bir tanesidir.
(makale harun yahya)

Bu yazı toplam 70 kere okunmuştur.