2010 Temmuz 02 | Güncel Blog-Güncele çalışan platform 2010 Temmuz 02 | Güncel Blog-Güncele çalışan platform
Anasayfa » Arşiv

2 Temmuz 2010 Tarihindeki Yazılar

Sağlık »

[2 Tem 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

KEMİK İLTİHAPLARI; Alm. Knochenentzündung, Ostitis (f), Fr. Inflammation (f) des os, ostéite (f), İng. Bone inflammation, ostitis. Genellikle çocuklarda görülen ve tıpta osteomiyelit olarak bilinen bir kemik hastalığı. 12 yaşından sonra az görülür. Yine de vak’aların yüzde on ikisi, 12 yaşından sonra görülür. Her hastalıkta olduğu gibi kemik iltihabının da “had” ve “müzmin” şekilleri vardır.

Had kemik iltihapları:
Kısa sürede gelişen ve çok şiddetli belirtilerle kendisini gösteren bu şeklin âmili yüzde doksan stafilokok denen mikroplardır. Bu mikropların kemiğin içine kadar girmeleri umumiyetle derinin iltihâbî hastalıkları seyrinde vuku bulur. Yeni doğan bebeklerde ise göbekbağı iltihapları meşhurdur. Farenjit, sinüzit ve zatürre gibi iltihâbî hastalıkların tedâvisiz kalmaları neticesinde de kemik iltihapları başgösterebilir. Çeşitli silâhlarla olan yaralanmalar, ameliyat ve enjeksiyon yollarıyla da kemik iltihâbı teşekkül edebilir.

Kemik yaralanmaları hâricinde diğer bütün iltihabî durumlarda mikroplar kan yoluyla kemiğe ulaşırlar ve bilhassa vücuttaki uzun kemiklerin enlemesine büyümesini sağlayan metafiz ile uzunlamasına büyümeyi temin eden epifizin birleşme yerlerinde köşelerde çoğalarak iltihâbı başlatırlar. Bunun sebebi bu bölgelerde kan akımının çok yavaş ve hattâ bâzı bölgelerde hemen hemen durgun olması, bu bölge hücrelerinin mikropları yutma kabiliyetlerinin pek bulunmaması olarak kabul edilir.

Hastalığın belirtileri arasında en göze çarpanı, yüksek ateştir. Fakat yeni doğan bebeklerde yüksek ateş bulunmayabilir. Diğer mühim belirtiler, o bölgenin şişmesi, çok ağrılı olması, kızarık ve sıcak olması ve yakın mafsalın hareketinin çok kısıtlanmış olmasıdır. Hasta çocuksa; çok huysuz, ağlayan ve hareketsiz bir durumdadır. Yetişkinlerde ise ağrı ilk günlerde çok belirgin olmayabilir. Fakat bunlarda iltihâbın mafsala geçmesi daha kolay olduğundan mafsal iltihâbı da gelişebilir, bu zamanda ağrı çok şiddetlenir ve hareket çok kısıtlanır. Teşhis daha ziyade klinik muayene ile konulur.

Çünkü ilk bir haftada röntgende bir şey görülmez. Tedâvisinde yatak istirahati birinci şarttır. İkincisi iltihaplı kemiğin bir üst ve alt mafsalını içine alacak şekilde alçıya alınmasıdır. Hastalığın gidişini tâkip edebilmek için alçıya bir pencere açılır. Üçüncü şart ise yüksek doz antibiyotik vermektir. Bu genellikle penisilindir. Hastanın durumunda birkaç gün içinde bir düzelme olmazsa antibiyotik değiştirilir.

Müzmin kemik iltihapları: Had kemik iltihaplarının iyi tedavi edilmemesi müzmin kemik iltihaplarına yol açabildiği gibi özel olarak müzmin kemik iltihapları da vardır. Brodie apsesi, sklerozan osteomiyelit ve plazma hücreli osteomiyelit böyle hastalıklardır. Bunların ortaya çıkışları umumiyetle yavaştır ve başlıca şikâyetleri belli belirsiz kemik ağrılarıdır. Romatizma diye uzun zaman tedavi edilmelerine rağmen fayda görmeyince çekilen kemik filmlerinde iltihap odaklarının görülmesi teşhisi koydurur.

Tedâvilerinde cerrâhî olarak iltihabın boşaltılmasını temin etmek yanında kuvvetli antibiyotikler vermek gerekir. Fakat müzminleşen kemik iltihâbının tedâvisi oldukça zordur. Yıllarca devam ederler ve genellikle deriye açılıp iltihâbî akıntıya yol açarlar. Müzmin kemik iltihâbında organlarda, amiloit denen madde birikimi de sözkonusu olabilir ve neticede böbrek yetmezliği de yerleşebilir.

Bu yazı toplam 309 kere okunmuştur.

Sağlık »

[2 Tem 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

KEDİ TIRMIĞI HASTALIĞI (Kedi ısırığı ateşi) insanlarda ev kedileriyle temas sonucu meydana gelen bir hastalık. Hastalık etkeni kesin olarak gösterilmemiş olmakla beraber, bir virüs olduğu tahmin ediliyor. Hastalık ilk olarak 1930’larda Fransa ve ABD’de fark edildi.

Bu hastalık dünyanın her yerinde görülmektedir. İnsanlara hastalığı geçiren kedilerde, hiçbir hastalık emâresi olmamaktadır. Virüsün, kedinin tükrük ve tırnaklarından izolasyonu mümkün olmamıştır. Hastalık, öldürücü olmayan, bütün vücudu tutan bir hastalıktır.

Başağrısı, hafif ateş, lenf bezlerinin iltihabı ve şişmesiyle kendini gösterir. Kuluçka süresi 10 ilâ 30 gündür. Genellikle hastalık öncesinde kedilerle bir temas sözkonusu olabilir. Yara yeri kızarır ve şişer burası iyileşip böcek ısırığı görünümünü alırken çevre lenf bezleri şişmeye başlar.

Genellikle 1-5 cm çapa ulaşırlar, içinde cerahat olur. Ağır hâllerde göz tutulması, merkezî sinir sistemi tutulması ve sinir iltihapları görülebilir.

Hastalığın seyri genellikle selimdir; büyüyen lenf bezleri 1-3 ayda eski hâllerine dönerler. Hastalıktan korunmada, kedilerle temastan sakınmak şarttır. Bugün için, hastalıklı kedilerin tesbit edilmesi mümkün değildir. Etkili bir tedâvi usûlü yoktur; apseleşmiş lenf bezleri açılıp cerahatin boşaltılması faydalı olabilir.

Bu yazı toplam 43 kere okunmuştur.

Sağlık »

[2 Tem 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

Varis Ülseri Nedir?: Genellikle bacağın ön ve alt kısmında bulunan varisli bölgelerde meydana gelen yaralardır.

Varis Ülseri Belirtileri: Ülser genellikle bacağın ön kısmında ve ayak bileğine yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya çıkar. Ayak bileği şişer, deri esmerleşir ve bazen de ağrı hissedilir.

Varis Ülserinin Nedenleri: Varisli bölgedeki kılcal damarların zayıflaması ve buna karşın basıncın artması, zayıflayan ve basınç altında kalan bölgelerde en ufak bir darbede dahi yara oluşmasına neden olmaktadır. Yara açılan bölge yeterince beslenemediği için varis ülserinin iyileşmesi çok uzun zaman almaktadır.

Varis Ülseri Tedavisi: Tedavi biraz zaman alabilir. Tedavide öncelikle varisler tedavi edilerek yaranın üzerindeki kan basıncı azaltılır ve yaraların iyileşmesi kolaylaşır. Varisler tedavi olduktan sonra yeniden yeterli kan akışı ile beslenmeye başlayan bölgede varis ülserleri büyük oranda kendiliğinden iyileşmeye başlar. Bu süreçte yara bakımı yapmak yaranın iyileşmesine yardımcı olacaktır.

Varis hastalığını anlamak için normal bacaklardaki kan akımının fizyolojisini anlamamız gerekir.

Kan toplar damarlar (venler) yoluyla bacaklardan kalbe doğru akar. Bacaklarımızda 3 çeşit toplar damar bulunmaktadır.

Derin yerleşimli popliteal ve femoral venler çevrelerindeki kas pompası yardımıyla kan akımının 95 % sağlamaktadır.

Yüzeysel venler cilt altında yerleşmekte olup kan akımının 5% sağlar.

Perforan venler derin ve yüzeyel toplar damar sistemini birleştirir.

Varis hastalığı yüzeyel toplar damarların hastalığıdır. Mültiple faktorlerin etkisi altında yüzeyel toplar damarlar dilate olup elastisitelerini kayb ediyorlar. Venlerdeki kapakcıklar ise normal fonksiyonlarını kayb edip kan akımı sırasında tamamen kapanmıyorlar ve bunun sonucunda kan ters yönde kalbe doğru değil ayaklara doğru akar .

Derin venöz sistemdeki dolgunluk perforan venler yoluyla yüzeyel venöz sistemi de etkiler ve yüzeyel venöz sistemde genişleme ve dolgunluk ortaya çıkar.

Varis tipleri

1.

Cilt içi kılcal damarlar. Ağ gibi ince kırmızı-mor çizgiler halinde varisler
2.

Cilt altında daha geniş ince küçük damarların varisi
3.

Ana toplar damarda varis

Birinci ve ikinci tip varisler sadece kozmatik sorun oluşturur ve hastaların şikayetleri hafifdir.

Ancak 3.tip varisler ayak ve bacaklarda cilt problemlerinin yanı sıra her iki alt ekstremitede kramp, ağrı, sızı , sıcaklık duygusu , ödem , varis ekzeması, pigmantasyon , varis ülseri, troboflebit ,derin ven trombozu ve akciğer embolisi oluşturabilir

Daha çok, bacağın ön ve alt kısmında varisli bölgelerde görülen yuvarlak bir yaradır. Varisli yerde meydana gelen herhangi bir yaralanmadır. Hastalık bacağın alt kısmında, bileğe yakın bir yerde yuvarlak bir yara olarak ortaya çıkar. Ayak bileği şişer, deri esmerleşir ve bazen de ağrı hissedilir.

Nedeni ise; Varisli bölgedeki kılcal damarların zayıflaması ve buna karşın basıncın artması, zayıflayan ve basınç altında kalan bölgelerde en ufak bir darbede dahi yara oluşmasına neden olmaktadır. Yara açılan bölge yeterince beslenemediği için varis ülserinin iyileşmesi çok uzun zaman almaktadır.

Tedavisi; biraz zaman alabilir. Tedavide öncelikle varisler tedavi edilerek yaranın üzerindeki kan basıncı azaltılır ve yaraların iyileşmesi kolaylaşır. Varisler tedavi olduktan sonra yeniden yeterli kan akışı ile beslenmeye başlayan bölgede varis ülserleri büyük oranda kendiliğinden iyileşmeye başlar. Bu süreçte yara bakımı yapmak yaranın iyileşmesine yardımcı olacaktır. Doktor tedavisi şarttır.

Lazerle varis tedavisi

Eskiden cerrahi bir operasyon gerektiren varis tedavisi, şimdi hastanede kalmayı bile gerektirmeden, etkili bir şekilde sonuçlandırılıyor. ‘EVLT’ ya da ‘damar içi lazer tedavisi’ adı verilen bu teknoloji sayesinde, ince bir kateterle damara giriliyor ve varisli damar tedavi ediliyor

Anadolu Sağlık Merkezi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölüm Başkanı Op. Dr. Tuğrul Kihtir, varisli damarların tedavisinde kullanılan EVLT yöntemi hakkında bilgi verdi.

* Varis Oluşumu

Kanın kalbe dönüşünü sağlayan toplar damarların genişlemesi’ olarak tanımlanan varis, oldukça sık görülen bir hastalık. Tüm yetişkinlerin yaklaşık yüzde 20′sinde, 50 yaş üzeri kişilerin ise yaklaşık yüzde 50′sinde varis görülüyor. Bu hastalığa kadınlarda daha da sık rastlanıyor. Bacaklardaki toplar damarların içinde, kanın yer çekimine karşı yukarı yönde akışını sağlayan ve pompa görevi gören kapakçıklar var. Bu kapakçıkların işlevinin bozulması durumunda, kanın kalbe doğru pompalanması bozuluyor, kan toplar damarların içinde birikiyor ve onların genişleyerek görünür hale gelmesine neden oluyor. Venöz yetmezlik olarak tanımlanan bu durumda, görünür duruma gelen damarlardan kılcal olanlar “telenjektazi” ya da “örümcek damarlar”, büyük olanlar ise “varis” olarak tanımlanıyor.

GENEL ANESTEZİ YAPILMIYOR

* EVLT nasıl uygulanır?

EVLT ya da endovasküler lazer tedavisi, büyük varisli damarların, içlerinden uygulanan lazer ışınları yardımıyla kapatılması yöntemine verilen isim. Bu yöntem, önceleri ameliyathanede, anestezi altında yapılan ve damarların cerrahi olarak çıkarılması esasına dayanan yöntemlere alternatif olarak, son yıllarda geliştirilmiş. EVLT yönteminde damar içine tek bir yerden yerleştirilen kateter yardımıyla lazer ışını uygulanıyor ve hasta damarın kapatılması sağlanıyor. EVLT muayenehane ortamında ve genel anestezi gerekmeden uygulanan bir yöntem. Başarı oranı yüzde 97 civarında.

* EVLT’nin riskleri var mı?

Tüm yöntemler gibi EVLT’nin de riskleri var. Bunlar arasında, genellikle iki hafta içinde iyileşen morarma, ağrı, kaşıntı ve duyu azalmasını sayabiliriz.

* Varisli damarlar için diğer tedavi yöntemleri nelerdir?

Varisli damarların tedavisi için uzun yıllardır başka tedavi yöntemleri de kullanılıyor. Bunları şöyle özetleyebiliriz: Varis çorapları. Hafif derecede ağrıya neden olan varisli venlere karşı varis çoraplarından yararlanılıyor. Bu çoraplar, kanın hasta olmayan toplar damarların içinden dönüşünü hızlandırarak varisli damarlardaki hastalığın ilerlemesini engelliyor. Ancak, varis çorapları oluşmuş varislerin tedavisini sağlamıyor.

Skleroterapi.

Küçük varisli damarların ve örümcek damarların tedavisinde skleroterapiden yararlanılıyor. Bu yöntemde, genişleyen küçük damarların içine çeşitli ilaçlar enjekte edilerek kapanmaları sağlanıyor.

Lazer.

Telenjektazi ve örümcek damarlara cilt üzerinden lazer ışınları uygulanması yöntemi. EVLT’den farkı, lazer ışının damarların içinden değil, cilt üzerinden uygulanması. Skleroterapiyle birlikte de uygulanabiliyor.

Radyo frekans tedavisi.

Bu yöntemde, büyük varisli damarlara, kateter yardımıyla giriliyor ve damara ısı yayan radyo frekans verilerek, damarın kapanması sağlanıyor.

Filebektomi.

Filebektomi, büyük varisli damarların üzerlerinden yapılan küçük kesilerle bölge bölge çıkarılması yöntemi.

Stripping.

Bu da büyük damarların cerrahi olarak çıkarılması yöntemi. Genellikle, kasık bölgesi ile ayak bileği arasında yapılan kesiler yardımıyla varisli damarın içine stripper cihazı yerleştiriliyor ve ardından damar çekilerek, tüm uzunluğunca çıkarılıyor.

* Venöz yetmezlik durumunun evreleri nelerdir?

Venöz yetmezlik ya da toplardamarların yetmezliğinin derecelendirilmesinde ve klinik seyrinin izlenmesinde uluslararası CEAP klinik sınıflama sistemi kullanılır. Bu sınıflamaya göre, birinci derece yetmezlikte ‘görünen kılcal damarlar’ vardır. İkinci derece yetmezlikte daha geniş varisli damarlar oluşur. Üçüncü derecede, bacakta ödem-şişlik, dördüncü derecede derinin sertleşmesi ve renk koyulaşması gibi cilt değişiklikleri ortaya çıkmıştır. Beşinci derece yetmezlikte iyileşmiş bir yara öyküsü vardır. Altıncı derece yetmezlikte ise, iyileşmeyen yara vardır. Toplardamarlarda yetmezlik durumunun tedavi edilmemesi halinde olay evre evre ilerler. Venöz yetmezliğin ilerlemesi halinde bacaklarda şişme, ağrı, kaşıntı, deri renginde koyulaşma ve zor iyileşen ya da iyileşmeyen ülserler, yaralar ortaya çıkıyor. Bu nedenle, varisli damarların tedavisi çok önemli. Varis tedavisinde amaç, hasta toplardamarların tedavi edilmesi, kanın sağlam damarlar içinden akımının sağlanması ve geriye birikiminin ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesidir.

Adım adım EVLT

Hasta muayene bölümüne geçiyor ve muayene gömleğini giyiyor. Doktor hastayı muayene ediyor ve işlemi nasıl gerçekleştireceğini planlıyor. Tedavi planını hastasına açıklıyor.

Uyluğun alt bölümünde küçük bir alanda lokal anestezi uygulanıyor.

İşlem başlıyor. Varisli damarın içine, alt uyluk bölgesinden ince bir lazer kateteri, ultrason görüntüsü yardımıyla yerleştiriliyor.

Lazer ışını uygulanıyor ve damarın kapanması sağlanıyor. İşlem 30-45 dakika sürüyor.

Tedavi edilen bacağa bandaj uygulanıyor ve hasta 10-20 dakika yürütüldükten ve biraz dinlendikten sonra evine yürüyerek dönebiliyor, normal aktivitelerine devam edebiliyor. Akşam ağrısı olursa, doktorun tavsiye ettiği ağrı kesici ilaçlardan alabiliyor.

Bandaj ikiüç gün sonra çıkarılıyor ve yedi gün süreyle varis çorabı giyiliyor.

İki hafta içinde spor aktivitelerine ve sıcak banyolara başlanabiliyor.

Bu yazı toplam 103 kere okunmuştur.

Sağlık »

[2 Tem 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]

Basit ve riski az bir ameliyat olan bademcik ameliyatından sonra hastaların büyük bir bölümü gün içinde taburcu edilir. Ancak tabuncu olduktan sonra da dikkat edilmesi gereken hususlar olduğunu unutmamak gerek.

KANAMA

Bademciğe ait ameliyat bölgesi açık yara şeklinde olduğu için, ameliyat sonrası kanamalar olabilir. Kırmızı taze kan veya kanlı kusmalar olduğunda en kısa zamanda doktorunuza haber verin veya hastaneye gidin.

AMELİYAT SONRASI AĞRILAR

Bademcik ameliyatına bağlı açık yara bölgesi tam olarak kapanana kadar, yaklaşık 2 hafta süreyle bir miktar ağrınız olabilir. Ağrıların şiddeti kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Çoğu kişide basit ağrı kesiciler yeterli olurken, bazı kişilerde daha sık ve daha güçlü ağrı kesiciler gerekebilir. Ağrılar genellikle yutma sırasında oluşan boğaz ağrılarıdır. Boğaz ağrısı bazen kulağa vuran ağrılar şeklinde olabilir.
Erişkinlerde ağrılar, çocuklara kıyasla biraz daha şiddetlidir ve daha uzun sürer.

DİYET BİLGİLERİ

Ameliyatınızdan sonra anestezinin etkisi tam olarak geçene kadar (4 saat) bir şeyler yemeniz ya da içmeniz sakıncalıdır. Ne zaman ağızdan gıda alacağınızı hemşireniz size bildirir.
Genel olarak bol su içmeniz, yumuşak, soğuk ve boğazınızı tahriş etmeyen gıdalar almanız sizin için daha iyi olur.
1.gün: Küçük miktarlarda ancak sık aralıklarla soğuk çay, şerbet, komposto, süt, dondurma.
2.gün: Bunlara ilave olarak oda sıcaklığında, yoğurt, ayran, muhallebi, puding.
3-4.gün: Yumuşak gıdalar, patates püresi, rafadan yumurta, makarna. Miktarları tedricen artırınız.
5.günden itibaren: Tahriş edici, batıcı ve çok sıcak olmamak kaydıyla, doktorunuza danışarak kademeli olarak normal diyetinize geçebilirsiniz. Yaklaşık 10 gün süreyle, ağrı kesicilerin yardımı olmadan, gıdalarınızı tam ve rahat yutamayabilirsiniz.

AKLINIZDA BULUNSUN

Ameliyattan sonraki ilk 7 gün;
1- Sıcak ve asitli ürünlerden kaçınınız (örn: Portakal veya limon suyu, kola),
2- Çikolata ve çikolatalı ürünler yemeyiniz,
3- Pipet kullanmayınız,
4- Bol sıvı alınız (su, süt vb),
5- Kırmızı renkte gıda ve içeceklerden kaçınınız,
6- Acı ve baharatlı gıdalardan kaçınınız,
7- Yutarken ameliyat yerini çizebilecek ekmek kenarı, galeta gibi sert ve katı gıdalardan kaçınınız ve iyice çiğnedikten sonra yutunuz.

KONUŞMA

Ameliyat sonrası konuşmanızın biraz genizden gelmesi ve ses tonunda küçük bir değişiklik olması normal. Bu, ses tellerinizin zarar gördüğü anlamına gelmez.

ATEŞ

Ameliyat sonrası ateşinizin 0.5-1 derece yükselmesi normaldir. Daha yüksek veya uzun süreli ateş genellikle susuz kalmaktan kaynaklanır. Bol sıvı almanıza rağmen ateşiniz hala yüksek olması bir enfeksiyon belirtisi olabilir, doktorunuzu arayınız.

AMELİYAT SONRASI DÖNEMDE YAPILACAKLAR

Çocukların ameliyattan sonra 3 gün evden çıkmayarak dinlenmesi gerekir. Çocuğunuz ameliyattan 5-7 gün sonra okuluna dönebilir, ancak en az 10 gün süreyle programlı spor faaliyetlerinde bulunmaması gerekir.
Erişkinlerde iyileşme süresi daha uzundur ve ameliyattan 1 hafta sonra doktorla yapacakları ilk görüşmeden önce işe gitmemeleri önerilir. Ameliyatı izleyen 2 hafta boyunca da sportif ve yorucu faaliyetlerden kaçınılmaları gerekir.

NEFES KOKUSU

Boğazda bademciklerin alındığı yerde beyaz, kirli gri renkte bir zar oluşur. Bu zar doğal iyileşme sürecinin bir parçasıdır, ortalama 2 hafta içinde kaybolur. Özellikle az sıvı alan ve yetersiz beslenen kişilerde olmak üzere, bazen nefeste hafif bir koku ortaya çıkabilir. Kokudaki artışla birlikte yutma güçlüğü ve ağrıda bir artış olması durumunda doktorunuzu danışmanız da fayda var.

Bu yazı toplam 31 kere okunmuştur.

Sağlık »

[2 Tem 2010 | Yorum Yok | Yazar: admin]
Havaların ısınmasıyla birlikte, hafta sonlarını değerlendirmek, hele de çocuk varsa bağ bahçe, parklar, kırlar en iyi gezinti mekânları arasında yerini aldı.

Kışın ve soğuk havanın kasvetini atmanın en iyi yolu, temiz hava ve açık alanlar. Kentselleşmenin getirmiş olduğu büyük binaların sık sık yapıldığı çocuklara oyun alanlarının kısıtlandığı günümüzde onları kandırmanın en iyi yolu, plastikten yapılmış topların ve kaydırakların içine göndermek oluyor. Böylece çocuklar enerjilerini tam olarak atamıyor. Statik elektriğin yoğunlaştığı bu yerlerde çocuklar enerjilerini tekrar kendilerine yüklediklerinden, stres, sıkıntı, sinir olarak çocuklarda yerini alıyor.

Etrafınıza baktığınızda sürekli bağıran, ağlayan, hoplayan, oradan oraya gezen çocuklar görürsünüz. Bu çocuklar enerjilerini tam toprağa göndermedikleri, gönüllerince hoplayıp zıplayamadıkları için çocuklarda bu tür etkileri maruz kalıyor. Yaz günlerinde, çocuklarınıza yapacağınız en güzel iyiliklerden bir tanesi onu toprakla tanıştırmak olsun. Bırakın üstü başı kirlensin. Önemli olan onların bu işten zevk alabilmesi… Hatta sizin kontrolünüzde, bir çimenlik alanda ayaklarını çıplak yürütmeyi deneyin. Ayakları toprakla temas edip var olan enerjiyi toprağa gömsün. Çocuklar daha mutlu daha huzurlu olur, emin olun.

Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için

Çocukların bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve direnç kazanması için gerekli mikropları alması ve toprakla tanışması gerekmektedir. Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki, büyüme çağının tamamını şehirde geçiren çocuklar, kasabalarda, kırsal kentlerde geçiren çocuklara oranla hastalıklara karşı daha savunmasız ve zayıf olduğunu göstermiştir.

Araştırmacılar ve uzmanlar, toprakta doğal halde bulunan bazı mikropların, çocukların bağışıklık sisteminin güçlenmesi açısından en iyi aşı olduğunu savunuyorlar. Şehirde büyüyen çocukların, köyde yaşayan çocuklar kadar hastalıklara dirençli olması için sadece aşı yeterli olmuyor. Çocuğun aşıyla değil, hastalığa yol açan mikrobun doğalını, bağışıklık sistemini güçlendirmesi gerekir. Bu nedenledir ki, şehirli çocukların toprakla tanıştırılması ve topraktan mikrobu doğal halde vücuduna alarak, gerekli antikorları üretmesini sağlaması gerekir. Uzmanlar, sıcaklarda, daha aktif ve güçlü olmaları nedeniyle mikropların aşırı su kaybı nedeniyle zayıf düşen çocuklar üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor.

Ayakları yere bassın

Yaz boyunca çocukların açık havadan yararlanmalarını sağlayarak onların, parklarda bulunan kum havuzlarında oynamalarına izin verebilirsiniz. Değişik kova ve aletleri ile şekiller yaptırarak hem becerilerinin gelişmesine yardımcı olur hem de toprakla temasını sağlayabilirsiniz. Unutmayın ki, çocuk dokunarak ve elleyerek bir şeyi tanır. “Elleme, pis, cız” gibi kelimelerle çocukları etkilemeden oynamalarına müsaade etmelisiniz. Oraya buraya dokundurulmayan, mikrop kapmasın diye öptürülmeyen çocuklar yetiştirilir hale gelindi. Dışarıda oyun oynadıktan veya gezdikten sonra el ve yüz hijyenine mutlaka dikkat edilmelidir. Bunun yanı sıra çocukların oyun oynamalarına müsaade etmelisiniz. Yanınızda veya çocukların ceplerinde, ıslak mendil veya kâğıt mendil de bulundurarak içinizin rahat etmesini sağlayabilirsiniz. Tabii ki kâğıt mendil ve ıslak mendil konusunda kaliteli ürün kullanarak çocukların sağlığını da korumuş olursunuz.

Islak mendil kullanırken dikkat

Islak mendil ve kâğıt mendil alırken şunlara dikkat edebilirsiniz:
Sağlıklı koşullarda üretilmiş ürünleri almaya özen gösterin. Gelişi güzel ürünleri almaktan sakının.
Cildin Ph dengesi ile uyumlu olmalı.
Aldığınız ıslak mendilin alkolsüz ve boyasız olmasına özen gösterin. Bunları içinde bulunduran ürünler bilhassa bebeklerin cildine zarar verir.
Dermatolojik ve mikrobiyolojik şekilde test edilmiş ürünleri tercih edin.
Bazı ıslak mendilleri kalın dokulu, papatya özlü ya da badem sütü içeren ürünleri almaya özen gösterin. En azından dışarıdayken imdadınıza yetişsin.

Mevsime dikkat

Kış aylarında ise soğuk havalar, çocukların bağışıklık sistemini zayıflatır. Bu nedenle, sıcak yaz ayları ile soğuk geçen kışlarda çocukların toprakla teması tehlikeli olabilir. Uzmanlar, bu tür tehlikelerin ortadan kaldırılması ve çocukların tam anlamıyla direnç kazanabilmesi açısından geçiş dönemi olan ve havaların serinlemeye başladığı Ağustos ayının sonundan Kasım ayının başlarına kadar olan dönemin en uygun zaman olduğunu belirtiyorlar. Bu dönemde çocukların toprakla tanıştırılması ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için gerekli olan mikropları, topraktan alması gerekmektedir. Buna dikkat ederek çocukların toprakla tanışması onların bazı hastalıklarının önüne geçecektir.

Bu yazı toplam 33 kere okunmuştur.